Galatasaray'ın çektiği Şampiyonlar Ligi kurasına "orta şekerli" deriz
-
Seviyenin Şampiyonlar Ligi olduğunu unutmayalım. Hangi kurayı çekersen çek
"zor" olacaktı. Seviye yüksek çünkü. Yine de ortaya koyacağın hedef adına,
ku...
1 Kasım 2010 Pazartesi
25 Ekim 2010 Pazartesi
Beraberliğe Sevinenler...
Videoyu bu adresten izleyebilirsiniz
Beraberliğe Sevinenler
not: video küçük geldi..ayarını da yapamadım ama verilmek istenen mesaj kayboldu. idare ediverin..
Beraberliğe Sevinenler
not: video küçük geldi..ayarını da yapamadım ama verilmek istenen mesaj kayboldu. idare ediverin..
24 Ekim 2010 Pazar
Haliyet-i Ruhiye

Edinebildiğimiz bilgilere göre Rijkaard hala İstanbul'da. Muhtemelen bu geceki maçı da izlemiştir. Merak ediyorum. Acaba ne düşündü? Servet'i sahada gördüğünde, bugünkü oyunu gördüğünde ne düşündü? Taktiği, dizilişi gördüğünde ne hissetti. Merak ediyorum, acaba, 2. Terim dönemi,2. Hagi dönemi hatta 2. Feldkamp dönemi gibi 2.Rjkaard dönemi de olacak mı? Acaba yarın çıkıp Servet'i kadro dışı bırakacaklar mı? Acaba Adnan Sezgin'i kovacaklar mı? Acaba taraftarın bugün alınan FB beraberliğinden sonra Taksim meydanında çılgınlar gibi sevinmesine sebep olanlar kimler? Bu psikolojide olmamızın bedeli ödenecek mi? Merak ediyorum.... Haftaya Ali Sami Yen'de oynanacak maçta taraftar nasıl bir tepki verecek? Tepki verecek mi acaba? yoksa FB beraberliği her şeyi unutturacak mı? Merak ediyorum mesela Hagi'nin imza törenini neden Sportif Direktör olan, görüşmeleri yaptığı söylenen Adnan Sezgin değil de Cemal Nalga skandalından sonra istifa eden Yiğit Şardan yaptı? ..Yiğit Şardan'ın Tugay bir de bir yardımcı vardı Rumen miydi, kimdi, Hagi'nin daha önce çalıştığı biri demesi GS lileri utandırdı mı merak ediyorum. Rijkaard'ı gönderip kaosun ortasında takımın başına gelen t. direktör'ün yardımcılarını bilmeme lüksüne taraftar sessiz mi kalacak? Merak ediyorum...Bu yönetim cezasız kalacak mı? Merak ediyorum...
22 Ekim 2010 Cuma
Son Rijkaard ve Galatasaray Etiketi

Biz blog yazarlarının birkaç babası vardır. Bunlardan biri Ali Ece. Total Futbol blogu sahibi, Total Futbol programlarının babası. Adam Cruijff'cu, Best'ci, Cantona'cı Clough'cu vs. Hayatını bu ülkedeki futbolseverlere Total Futbol'u anlatmaya adamış bir adam. Ne alaka mı Rijkaard'la? Ali Ece nasıl bizim babamız ve Total Futbol Türkiye'nin başıysa, Rijkaard'dan Cruijff'lardan bize kalmış son Total Futbol efsanesidir.
Galatasaray'daki sorunun yönetim kanadında olduğunu gerek Marat, gereksede ben defalarca dile getirdik. Dünya üzerinde en başarılı takım Barcelona'nın oynadığı oyunun mirasçıcı Rijkaard'ı başarısız kılarak kulüpten göndermek zaten bu sorunun nerde olduğunu gösteren en bariz örnektir.
Birçok cümle boğazımda düğümleniyor. Resmi siteden Rijkaard'la yolların ayrıldığını yazan yazıyı her okuyuşumda gözlerim doluyor. Ah be Kıvırcık, seni nasıl kaybederiz? Senden nasıl vazgeçeriz? Yediremiyorum kendime. Sırf kızgınlığım geçsin diye 2 gün bekledim yazmak için ama olmuyor, dindiremiyorum içimdeki yangını.
Uzun bir süre GS yazmama kararı aldım. Bunuda siz değerli okuyucularıma belirtmek isterim. Bu yazı hem Galatasaray'lı Rijkaard için hemde Galatasaray için bir süreliğine son etikettir.
Güle Güle Kıvırcığım.... Biz seni asla unutmayacağız, sende bizi unutma....
Taraftarlar Kendi Takımını Yönetmesi Gerekir mi?

Kendi kulüplerini satın alan taraftar profili İngiltere'de son 10 yılda trend haline geldi. Ebbsfleet United, AFC Wimbledon, FC United of Manchester ve futbol piramidinde yükselen Lig 1 Execer City kendilerinin en sadık destekçileri tarafından sahiplenildi.
Dizginleri ele alan taraftarlar için arka plan değişir. FC United, ünlü Manchester United'in Glazerleri tarafından devralınmasından doğan tepki ile ünlü oldu, şu anda bir kaç milyon pound değeri olan Ebbsfleet, MyFootballClub web sitesininken, Execer Şehri Taraftar güveni onları 2003 yılınd kia kulüp konferans ligine düşüşten sonra kurtardı.
Exeter'in hikayesi, taraftarlara kendi kulüplerini çalıştırmak için bir plan öneriyor. Kulübü hayatta tutabilmek için verilen savaştan sonra(Manchester United karşısında alınan iki beraberlikle FA Cup'ın yardımı ile) hem saha içi hemde saha dışındaki zekice yönetim ile 2008 yılında tekrar Futbol Lig'ine döndüler ve ilk keresinde Lig 1'e yükselerek pormosyon kazanç elde ettiler. Ama her kulüp Exeter'in başarısını elde edemeyebilir.
2008 yılında MyFootballClub Ebbsfleet'i satın aldığında, 27 bin üye kulübü devralmak için 35£ koyarak, personel, transferler ve kadro seçimi için oy kullandı. Bir yıl içinde üye sayıları önce 9.000'e azaldı, bugünlerde ise 3.500 civarında. Klüp 15.000 ihtiyaç bildirdi.
Bu futbolun tüm romantikliğini taşıyorken, bir çoğu zaman kulübün ilgilendiği en önemli nokta, taraftarın sahipliğinin tecrübe ve nasıl yönetildiğinin bilinmesi gerekliliğidir. Sadece tutku başarı için yeterli değil.
Ancak, sıfırdan kurulan ve geleceğe teşvik için açık olan yeterince kulüp var. Ve bir çok Premier Lig kulübünün aksine onlar şaşırtıcı bir yatırım yapmadan, organik bir kulüp büyüme veya daha az borç batağına batmak için geliştirilen bir model var.
Bir taraftara ait yan ödemesiz Premier Lig görme yolundayken, bir taraftarın futbol müessesini ayakta tutaral e le geçirisini görmek sadece olaya iyimser bakmak olacaktır.
Kaynak: Football Marketing
20 Ekim 2010 Çarşamba
Kombineni Geri Ver!!
Bu yönetime verilecek en büyük ders budur. Daha önce Taraftar Dediğin diye bir yazı yazmıştım.Orada Bilgin Gökberk'in bazı sözlerine atıfta bulunmuştum. Taraftarlık aslında rahat bir şey çünkü yönetimin ne yaptığı sizi ilgilendirmez!! Sonuç olarak ben Galatasaraylım. Başarı ya da başarısızlık takıma olan sevgimi değiştirmez. Ama yönetici denilenlerin yaptıklarına kefil olmam da gerekmez. O adamları ben seçmedim ki!! Onların vizyonsuzluğu,cahilliği,başarısızlığı Galatasaray'ı bağlamaz ki!! Tıpkı tam tersinde de oldupu gibi. Galatasaray Asla yok olmaz ki!!
Sizlere Değil Renklere,Armaya Aşığız

İşte o nedenle takımının formasını, bardağını, atkısını, KOMBİNESİNİ almasan da sen Galataraylısın. Senin stada gidip futbolculara 'güven vermen' kadar,onların da formaya saygısı önemli değil mi? Neden hep futbolcular şımartılmak ister ki! Aldığı milyonlar yetmez mi? Bu sefer onlar yapsın..Onlar izlenecek bir futbol için çabalasınlar da biz de gidip izleyelim. Ama bu şartlarda yok! İzlemeye değer bir şey yok! Mademki Endüstriyel futbolun en önemli ögesi 'müşteri görünümlü' taraftar, o zaman Tüketici Hakkı diye bir şey var!! İşte bu yüzden,bugün 5 kişinin yaptığı gibi, KOMBİNENİ GERİ VER!! Kim gelirse gelsin!
Sizlere Değil Renklere,Armaya Aşığız

İşte o nedenle takımının formasını, bardağını, atkısını, KOMBİNESİNİ almasan da sen Galataraylısın. Senin stada gidip futbolculara 'güven vermen' kadar,onların da formaya saygısı önemli değil mi? Neden hep futbolcular şımartılmak ister ki! Aldığı milyonlar yetmez mi? Bu sefer onlar yapsın..Onlar izlenecek bir futbol için çabalasınlar da biz de gidip izleyelim. Ama bu şartlarda yok! İzlemeye değer bir şey yok! Mademki Endüstriyel futbolun en önemli ögesi 'müşteri görünümlü' taraftar, o zaman Tüketici Hakkı diye bir şey var!! İşte bu yüzden,bugün 5 kişinin yaptığı gibi, KOMBİNENİ GERİ VER!! Kim gelirse gelsin!
17 Ekim 2010 Pazar
Adnan Sezgin

Futbol'un Şifreleri kitabından:
"..A.T Kearnet yönetim danışmalığının spor danışmanlığının spor bölümü başkanı olarak,klubü her daim müşterilerine örnek olarak gösteriyor.Hembert,Paris'teki bir kafede,"Başarılı bir klubün en büyük sırrı istikrardır," diye açıkladı,"Lyon'da istikrar antrenörle değil;sportif direktör Lacombe ile ilgidir."
Yazıda bahsi geçen klüp Lyon. Kitabı okuyan Lyon'un dünya futbolunda nasıl bir
"istisna" olduğunu görür. Ki ben de aslında kitabı tamamen okuyup öyle yorunlayacaktım. Ama gün bugünmüş.
Rijkaard gidebilir. Kimyası tutmayabilir. Ama önemli olan Rijkaard ın gitmesi değildir. Çünkü Rijkaard gitse de gelecek olana yapılacak muamele bellidir. Dolayısıyla önce "yönetim zihniyeti" değişmelidir. Bunun gereği de bellidir.
Ben ve benim gibi düşündüğüne inandığım taraftarlar bugünü kurtarmak adına Rijkaard ın gitmesini çözüm olarak görmüyordur. Elbetteki ben de güzel futbol izlemek istiyorum. Ve bu akşam Ankaragücü maçında bunun zerresi yoktu. Ve dost sohbetinde Beşiktaş'ın yenilmesine rağmen keyif vermesi üzerine konuştuk. Beşiktaşlı arkadaşım mağlubiyete rağmen mutluydu. Bence de haklıydı. Eğer mevzu "takım" ile ilgiliyse ben Galatasaraylı olarak yıllarca Türkiye'deki tüm takım taraftarlarından çok daha iyi futbol izledim. Ama eğer konu futbolsa ki benim için bu öncelikli.Sonuç olarak "günübirlikçi" olmayıp, bir kültür oluşturmak adına doğru adımların atılmasını bekliyor ve istiyorum.
Galatasaray'a dönersek, bazı şeyleri de ilk defa söylemiyorum:
O bir teknik direktör öğütücüsü
GS nin ilacı
Etiketler:
Adnan Sezgin,
blog,
futbol,
futbol kültürü,
Galatasaray,
Rijkaard,
scarf,
Türkiye'de futbol
9 Ekim 2010 Cumartesi
Almanya vs. Türkiye Anket Sonucu

Almanya galibiyetine ihtimal vermeyen anketörlerimiz için bu ihtimal uzak durmuş maç öncesi. Demekki hem takıma,yani oyunculara, hemde teknik kadroya,yani Hiddink ve Oğuz'a, güven yüksekti. Aslında bu, alınan 3-0'lık mağlubiyet sonrası daha büyük bir yıkım yaşadığımızın bir kanıtı adeta. Yahut ortada dönen komplo teorilerinin nedeni.
Umarım tüm yaralarımızı Azerbaycan maçı ile saracağız. Evet tahmin ettiğiniz üzere sıradaki anket Azerbaycan maçı için. Bileğinize kuvvet.
Milli Takım Almanya Günlüğü

Kadromuz: kalede Volkan Demirel, geri dörtlüde Gökhan Gönül, Ömer Erdoğan, Servet Çetin, Sabri Sarıoğlu, önlerinde libero mevkili Mehmet Aurelio, Sağ açık Özer Hurmacı, Sol açık Hamit Altıntop, ortada defansa da yardım edecek Emre Belözoğlu, ileri uçta ise Halil Altıntop. Unutmayalım ki sistem 4-1-4-1. Yani genelde bu sistemi tercih etmeyen bir takım, bu sistemde oynuyorsa "ortada taktiksel anlamda önemli bir husus vardır" derim ben. Sanırsam bu hususda şu, daha önce Rusya'nın başındayken Hiddink oynadığı iki Almanya maçınıda kaybetti ve top kontrolünü Almanya'ya vererek kaybetti. Yani defans yapmayı tercih etti. Bu sefer elinde daha hücümcu Türkiye varken, topun kontrolünü kendi takımında tutmayı tercih edip, rakibi oynatmamayı tercih etti.
Maç başlamadan hemen önce, takımlar seramonideyken, milli takımımızın maça hızlı başlayıp, pres yapıp, yırtıcı oynayıp ilk 10-15 dakikada bir gol bulmasını beklediğimden bahsediyorken maç başladı. Maç başladı ve uzun yıllardır izlemediğimiz bir milli takım izlemeye başladık, takım ne savunma yapabiliyordu, ne hucüm yapabiliyordu ne de ayağında top tutabiliyordu. İlk yarı boyunca izlediğimiz maç, tamamiyle Almanların istediği oyundu ve biz buna el pençe divan bir şekilde göz yumuyor, hiç birşey yapamıyorduk. Birde sanki herşey yolunda illa bir sakatlık çıkacakmışcasına Aurelio sakatlanınca, ısrarla beklediğimiz, umut bağladığımız herşeye de büyük bir balta iniyordu.




Kaydol:
Kayıtlar (Atom)